Arama Çubuğu

Varlık barışında ne yeni ne değil?

Varlık barışında ne yeni ne değil?
Varlık barışında ne yeni ne değil?

Bu makalenin yazıldığı tarih itibariyle yasama süreci devam eden Kanun Teklifiyle, diğer düzenlemeler yanında, yeni bir varlık barışı düzenlemesi yapılmak isteniyor. Siz bu makaleyi okuduğunuzda, Teklif belki de yasalaşmış olacak.

Varlık barışı uygulamaları daha önce defalarca yapıldı; 2008 yılında 5811 sayılı Kanun’la, 2013 yılında 6486 sayılı Kanun’la, 2016 yılında 6736 sayılı Kanun’la, 2018 yılında 7143 sayılı Kanun’la, 2019 yılında 7186 sayılı Kanun’la, 2020 yılında 7256 sayılı Kanun’la, 2022 yılında 7417 sayılı Kanun’la.

Aşağıda hem Kanun Teklifinde yer alan yeni düzenlemeyi özetledim hem de eski uygulamalarla benzerlik ve farklılıklarını.

Önerilen yeni düzenlemenin genel çerçevesi

Önerilen yeni varlık barışı düzenlemesiyle, gerçek ve tüzel kişilere, yurt dışında ve yurt içinde bulunan bazı varlıklarını kayda alma olanağı veriliyor. Düzenleme ayrıca, varlık barışından yararlanarak Türkiye’ye getirilen veya kayda alınan varlıklar nedeniyle vergi incelemesi veya vergi tarhiyatı yapılmamasını öngörüyor. Eski düzenlemelerle özünde bir farklılık yok.

Kapsama giren varlıklar

Kanun Teklifinde önerilen varlık barışı kapsamına, yurt dışında bulunan veya Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer alamayan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları giriyor.

Geçmişte uygulanan varlık barışı düzenlemelerinin birisinde (6486 sayılı Kanun) sadece yurt dışında bulunan varlıklar kapsama alınmıştı. Diğerlerinin tamamında olduğu gibi yeni öneride de hem yurt içi hem de yurt dışı varlıklar kapsama giriyor.

Yine geçmiş uygulamaların bir kısmında yurt içinde bulunan taşınmazlar da kapsamdaydı. Bu defa taşınmazlar kapsamda olmayacak.

Varlığın yurt dışında veya yurt içinde bulunma tarihi

Geçmişte 2008 ve 2013 yıllarında uygulanan düzenlemelerde, varlığın geçmişte belli bir tarih itibariyle var olduğunu ispat etme zorunluluğu vardı. Bu iki düzenlemenin dışındaki uygulamalarda olduğu gibi, yeni öneride de varlığın geçmişte belli bir tarih itibariyle var olduğunu ispat etme zorunluluğu yok.

Teklifte varlığın geçmişte belli bir tarihte var olduğunun tevsikini istemiyor ama bildirilen varlıkların bildirim tarihi itibariyle banka veya aracı kurumlara yatırılmak suretiyle tevsik edilmesini zorunlu kılıyor.

Bildirim zamanı

Önerilen düzenlemenin avantajlardan yararlanabilmek için, kapsamdaki varlıkların 31 Temmuz 2027 tarihine kadar Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara bildirilmesi gerekiyor.

Yurt dışındaki varlıkların yurda getirilmesi

Yurt dışında bulunan ve düzenleme kapsamında olan varlıkların, bildirim yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde, Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılan hesaplara transfer edilmesi veya yurt dışından fiziki olarak getirilenlerin, bu hesaplara yatırılması gerekiyor.

Varlıkları yurda getirilmesi zorunlu olmayan durumlar

Daha önceki varlık barışı düzenlemelerinin bir kısmında, yurt dışındaki varlıkların, yurt dışında bulunan banka veya finansal kurumlardan kullanılan ve kanuni defterlerde kayıtlı olan kredilerin kapatılmasında kullanılabiliyor, bu durumda varlığın yurda getirilmesi koşulunun sağlandığı kabul ediliyordu. Yeni öneride böyle bir düzenleme yok. Varlığın mutlaka Türkiye’ye transferi gerekiyor.

 Varlıkların bildirilecek değeri

Kanun Teklifinde bildirilecek varlıkların bildirime esas değerlerinin tespitine ilişkin bir hüküm yer almıyor. Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanlığına verilen açık bir yetki de yok.

Geçmiş varlık barışı uygulamalarında farklı düzenlemeler yapılmıştı. Bazılarında Kanun’la belirlenmişti (5811 ve 6486 sayılı Kanunlar), bazılarında Kanun’la Bakanlığa yetki verilmiş, bu yetki kapsamında Bakanlık belirleme yapmıştı (7186 ve 7256 sayılı Kanunlar), diğer bazılarında ise açık bir yetki olmasa da Bakanlık tarafından belirleme yapılmıştı.

Belirleme şekli ne olursa olsun, geçmiş uygulamalarda genel olarak rayiç bedel esas alınarak bildirimler yapılmıştı. Bu defa da Kanun’un yürürlüğe girmesi sonrası Bakanlığın bir Tebliğ ile değerleme ölçüsünü yine rayiç bedel olarak açıklaması beklenebilir.

Beyan edilecek varlıkların nasıl değerleneceği önemli bir konu. Hem ödenecek verginin hesaplanması, hem de beyan edilen varlıkların elden çıkartılmasında bu değerin maliyet bedeli olmasından geliyor bu önem.

Ödenecek vergi

Teklifte, bildirilen varlıklar üzerinden genel olarak %5 oranında vergi alınması öngörülüyor. Bununla birlikte, bildirilen varlıkların vadeli hesaplarda veya Devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında tutulacağı süreye bağlı olarak vergi oranı, % sıfıra kadar düşebiliyor, bildirim tarihine bağlı olarak da ayrıca oranlar değişebiliyor.

Teklifte önerilen düzenlemeye göre uygulama şöyle olacak: Bildirim sahibinin, varlığın öngörülen varlıklarda bulunduracağı süreye ilişkin taahhüdü dikkate alınarak indirimli oranlar üzerinden vergi hesaplanacak. Bu çerçevede örneğin bildirim sahibi varlığı beş yıl süreyle vadeli hesaplarda tutacağını taahhüt etmişse % sıfır oranıyla vergi hesaplanacak. Taahhüde uyulmaması durumunda, tahakkuk ettirilmeyen vergi, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın, gecikme faiziyle birlikte tahsil edilecek.

Daha önce uygulanan varlık barışı düzenlemelerinin çoğunda, farklı vergi uygulamaları öngörülmüştü. Kısaca özetlemek gerekirse;

- 5811 sayılı Kanun’da, yurt dışı varlıklar üzerinden % 2, yurt içi varlıklar üzerinden % 5 vergi öngörülmüştü.

- 6486 sayılı Kanun’da, yurt dışı varlıklar üzerinden % 2 vergi öngörülmüştü. Yurt içi varlıklar kapsamda değildi.

- 6736 ve 7256 sayılı Kanunlarda vergi yoktu.

- 7143 sayılı Kanun’da, belli bir süre içinde Türkiye’ye getirilen varlıklar için vergi öngörülmemiş, daha sonra getirilenler için % 2 vergi öngörülmüştü.

- 7186 sayılı Kanun’da hem yurt dışı varlıklar hem de yurt içi varlıklar üzerinden % 1 vergi öngörülmüştü.

- 7147 sayılı Kanun uygulamasında yurt içi varlıklar üzerinden % 3 vergi ödendi. Yurt dışı varlıklar üzerinden ise bildirim zamanına bağlı olarak % 1, 2 veya 3 oranında hesaplanan vergi bildirimle ödendi, tahsil edilen vergi, bildirilen varlığın Türkiye’de en az bir yıl süreyle tutulması halinde, bildirim sahibinin talebi üzerine iade edildi.

Özetten de anlaşıldığı üzere, her bir varlık barışında farklı uygulamalar yapılmış. Kanun Teklifiyle önerilen düzenleme ise bütün öncekilerden önemli farklara sahip. Dikkat çekici en önemli iki farklılığı ifade etmek gerekirse; olumsuz bir farklılık olarak % 5 vergi oranının önceki uygulamalara göre yüksekliği, olumlu bir farklılık olarak da düşük oranlı vergilemede verginin tahsil edilip iadesi yerine, bildirim sahibinin taahhüdüne bağlı olarak işlem yapılması söylenebilir.

Sağlanan avantajlar

Varlık barışı düzenlemeleri, varlık barışından yararlanarak Türkiye’ye getirilen veya kayda alınan varlıklar nedeniyle, vergi incelemesi veya vergi tarhiyatı yapılmamasını öngörüyor. Ayrıntıda bazı farklılıklar olmakla birlikte, bütün varlık barışı uygulamalarının bildirim sahiplerine sağladığı temel avantaj bu.

Vergisel avantajlardan yararlanma koşulları

Teklifte önerilen düzenlemeye göre,

- Bildirilen varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Türkiye'ye getirilmemesi veya Türkiye'deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer edilmemesi ya da öngörülen sürede banka ya da aracı kurumlara yatırılmaması,

  • Bildirilen tutarlara ilişkin tarh edilen vergilerin süresinde ödenmemesi, taahhütlere uyulmaması ve
  • Maddede yer alan diğer şartların yerine getirilmemesi

hallerinde madde hükmünden yararlanmak mümkün değil.

Vergi dışı mevzuat uygulaması

Daha önce uygulanan varlık barışı düzenlemelerinin hiçbirinde, vergi dışı mevzuatın uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin açık bir hüküm yoktu.

2008 yılında uygulanan 5811 sayılı Kanun’a ilişkin Tasarıda yer alan, yurt dışındaki varlıklar nedeniyle Kanun’dan yararlananlar hakkında, Kanun kapsamındaki beyanlarla sınırlı olarak;

  • Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun,

- Sermaye Piyasası Kanunu,

- Gümrük Kanunu,

- Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu,

- Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenen suçlar veya kabahatler,

- Yukarıdaki suçlardan kaynaklanan mal varlığı değerleriyle ilgili olarak Türk Ceza Kanunu’nun 282. maddesinde gösterilen suç yönünden soruşturma veya kovuşturma yapılmayacağına ve idari para cezası uygulanmayacağına ilişkin hüküm, Tasarıdan TBMM Genel Kurulunda çıkartıldı ve yasalaşmadı.

Öte yandan, 2016 yılında uygulanan 6736 sayılı Kanun’da, düzenlemeden yararlananlar hakkında, başkaca bir nedenle gerekli olması hâli saklı kalmak üzere, sadece bu işlemin yapılmış olmasından dolayı ve bu işlemden hareket edilerek, hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı ile araştırma, soruşturma, inceleme veya kovuşturma yapılamayacağına ilişkin sınırlı bir vergi dışı avantaj sağlandı.

TBMM gündeminde bulunan Kanun Teklifinde ilk defa, vergi dışı mevzuat uyarınca alınması gereken tedbirlerin bu düzenlemeden etkilenmeyeceğine ilişkin açık bir hükme yer veriliyor. Dolayısıyla bu uygulamada, sadece vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacağına ilişkin güvence var, yukarıda sayılan diğer mevzuatlara ilişkin uygulamalar varlık barışından etkilenmeyecek.


Kaynak:YMM Recep Bıyık / www.ekonomim.com