Arama Çubuğu

Tecil ve taksitlendirme

Tecil ve taksitlendirme
Tecil ve taksitlendirme

TBMM’de 21 Mayıs 2026 tarihinde kabul edilen ve bugünlerde Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi beklenen 7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’la, önemli vergi düzenlemeleri yapıldı. Bunlardan birisi de vergi borçlarının tecil ve taksitlendirilmesine ilişkin düzenleme.

Aşağıda hem yapılan değişikliği hem de tecil ve taksitlendirme uygulamasının genel hatlarını özetledim, kısa bir de değerlendirme yaptım.

 Tecil düzenlemesi

Tecil düzenlemesi Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un (6183 sayılı Kanun) 48. maddesinde, konuyla ilgili açıklamalar da Seri: A Sıra No:1 Tahsilât Genel Tebliğinin Birinci Kısım Dördüncü Bölümünün "I. Tecil" alt başlıklı bölümünde yer alıyor. Kanun’un 48/A maddesinde de vergiye uyumlu mükellefler için tecil müessesesi var ama bu makalede konuyu 48. madde kapsamında yapılan tecil ve taksitlendirmeyle sınırlı tutacağım.

 

 

Bir cümleyle özetlemek gerekirse ilgili madde, kamu borcunun vadesinde ödenmesi veya haczin uygulanması ya da haczolunmuş malların paraya çevrilmesi borçluyu çok zor duruma düşürecekse, borçlu tarafından yazı ile istenmiş ve teminat gösterilmiş olmak şartıyla, alacaklı kamu idaresince veya yetkili kılacağı makamlarca; kamu alacağı 36 ayı geçmemek üzere ve faiz alınarak tecil edilebileceğini söylüyor.

 

Tecil düzenlemesinde yapılan değişiklik

Tecil ve taksitlendirme kural olarak teminat gösterilmiş olmak şartıyla yapılmakla birlikte, borçlunun alacaklı tahsil daireleri itibariyle tecil edilen borçlarının toplamı 250.000 lirayı geçmemesi halinde teminat şartı aranmıyor. Bu tutarın üzerindeki borçların tecilinde, gösterilmesi zorunlu teminat tutarı 250.000 lirayı aşan kısmın yarısı.

Özetle ifade ettiğim düzenlemelerde 7582 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle, azami tecil süresi 36 aydan 72 aya, teminatsız tecil edilebilecek borç tutarı ise 250.000 liradan 1.000.000 liraya çıkartılıyor.

 

Tecil koşulları

Kamu borcunun tecili ve taksitlendirilmesi için şu üç koşulun sağlanması gerekiyor:

- Borçlunun çok zor duruma düşecek olması

- Yazılı başvuru yapılması

- Teminat gösterilmesi

 

Tecil edilebilecek vergiler

6183 sayılı Kanun’la İdareye, tecil edilecek kamu alacaklarını tür ve tutar olarak belirleme konusunda yetki verilmiş. Bu çerçevede Gelir İdaresi Başkanlığı yayımladığı İç Genelgelerle, tecil edilecek/edilmeyecek vergi ve harçları belirliyor.

Kural olarak, tecil edilemeyeceği belirlenenler hariç, bütün vergi ve harçların tescili mümkün. Tecil edilemeyen, yaygın olarak karşılaşılan vergi ve harçlar şunlar: geçici vergi, özel tüketim vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi, özel iletişim vergisi, harçlar (ikmalen tarhiyata dayanan tapu harçları hariç), Kamu İhale Kanunu kapsamındaki ihaleler ile bu Kanun’a tabi olmayan kamu kurum ve kuruluşlarının yaptığı ihalelere ilişkin kararlardan ve bu kapsamda imzalanan sözleşmelerden kaynaklı damga vergileri.

Gelir ve kurumlar vergisi, katma değer vergisi, gelir/kurumlar vergisi stopajı ve motorlu taşıtlar vergisi başta olmak üzere birçok vergi ve harcın tecili mümkün.

 

Tecil talep edebilecek olanlar

Kamu alacağının tecili, ödemenin veya zorla tahsille ilgili uygulamaların borçluyu çok zor duruma düşürecek olduğu hallerde yapılabiliyor.

Tecil ve taksitlendirme talebinde bulunan borçluların "çok zor durumda" olup olmadıklarının tespitinde, likidite oranı kullanılıyor ve bu oran sonucunda tespit edilen çok zor durum derecesine uygun olarak tecil süresi belirleniyor. Bilanço esasına göre defter tutan borçluların çok zor durum halinin tespitinde kullanılacak formül şu:

Likidite Oranı = (Dönen Varlıklar- Stoklar) / Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklar

2014/1 sayılı Tahsilat İç Genelgesine göre, borcun tecil edilip edilmeyeceği, tecil edilecekse tecil süresi bu orana göre belirleniyor. Likidite oranının 1'den büyük olması durumunda borç tecil edilmiyor, küçük olması durumunda ise orana bağlı olarak borç 18 veya 36 aya kadar tecil edilebiliyor.

18 ve 36 aylık süreler azami süreler. Tecil süresinin tespitinde, borçlunun öteden beri borç ödemede iyi niyetli olup olmadığı, borç tutarının az veya çok oluşu, daha önce tecil edilen borçlarını tecil şartlarına uygun ödeyip ödemediği ve ödeme gücü göz önünde bulunduruluyor.

2016/2 sayılı Genelgeyle, katma değer vergisi alacakları için farklı bir süre belirlenmiş durumda. Bu vergiden kaynaklanan borçlar ancak altı ayı geçmeyecek şekilde, azami altı taksit olarak yeniden yapılandırılabiliyor.

Yukarıda da belirttiğim gibi, azami tecil süresi 7582 sayılı Kanun’la 36 aydan 72 aya çıkartıldı. Kanun’un Resmî Gazetede yayımlanıp yürürlüğe girmesi sonrasında, tecil sürelerinin yeniden belirlenmesi beklenebilir.

 

Teminat gösterilmesi

Tecil ve taksitlendirme kural olarak teminat gösterilmiş olmak şartıyla yapılabilir.

Ancak borçlunun alacaklı tahsil daireleri itibariyle tecil edilen borçlarının toplamı 250.000 (7582 sayılı Kanun’un yürürlüğü sonrasında 1.000.000) lirayı geçmemesi halinde teminat şartı aranmıyor. Bu tutarın üzerindeki borçların tecilinde, gösterilmesi zorunlu teminat tutarı söz konusu tutarı aşan kısmın yarısıdır.

 

Başvuru gereği

Tecil ancak borçlunun yazılı başvurusu üzerine yapılabilir. Başvuru Dijital Vergi dairesi üzerinden yapılabileceği gibi, "Tecil ve Taksitlendirme Talep Formu" ile vergi dairesine bizzat veya posta yoluyla da yapılabilir. Form, Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesinden temin edilebilir.

 

Tecil talebinin kabulü zorunlu değil

Tecil, talep edilmesi halinde alacaklı kamu idaresi veya tahsil dairesi tarafından zorunlu olarak yerine getirilmesi gereken bir işlem değil. Alacaklı idare, zamanında ödenmeyen kamu alacağı için icra takibine başlama veya icrayı devam ettirme halinde borçlunun çok zor durumda kalacağını öngörür ve takdir ederse, yasal düzenleme çerçevesinde alacağını tecil edebilir ve taksitlendirebilir.

 

Tecil faizi oranı ve tecilin maliyeti

Tecil edilen vergi borçlarına halen yıllık %39 tecil faizi hesaplanıyor. Ödenen tecil faizi de gider kaydedilemiyor. Dolayısıyla, kazanç elde eden ve vergi ödeyen mükellefler için, gerçekte tecilin maliyetinin daha fazla olduğunu söylemek mümkün.

Faiz tutarının hesaplanması

Tecil faizi oranı yıllık olarak belirlenmiştir. Basit faiz usulü kullanılarak başvuru tarihinden ödeme tarihine kadar geçen süre için ödenecek taksit tutarları üzerinden hesaplanır.

Tecil faizinin hesaplanmasında kullanılan formül aşağıdaki gibi:

Tecil Faizi = (Taksit Tutarı x Yıllık Tecil Faizi Oranı x Gün Sayısı) / 36.000

 

Tecil şartlarına uyulmaması

Tecil ve taksitlendirme şartlarına uyulmaması halinde, örneğin taksitlerin zamanında ödenmemesi durumunda, tecil geçerliliğini kaybeder. Bu durumda, teminat paraya çevrilir ve vergi dairesince alacağın tahsili işlemlerine başlanır.

Tecilin geçerliliğini kaybetmesi durumunda, tecil edilen borçlara normal vade tarihinden, ödenen borcun ödeme tarihlerine kadar gecikme zammı hesaplanır. Yapılan taksit ödemeleri borca mahsup edilir. Bu borçlar için daha önceden ödenmiş olan tecil faizleri, hesaplanan gecikme zammına mahsup edilir.

 

Kısa değerlendirmem

Ülkemizde sık sık vergi afları yapılıyor. Af kanunlarının kapsamına genellikle kesinleşmiş vergi borçlarına ilişkin faizler de alınıyor,  faizler silinip yerine daha düşük bir faiz öngörülüyor veya faiz enflasyon oranına bağlanıyor. Ayrıca yapılandırılan borçlar daha düşük faizle taksitlendiriliyor.

Son zamanlarda yine yapılandırma talepleri sıkça dile getiriliyor. Bu talebe karşılık İdare genel olarak, borçlu olan ve ödeme güçlüğü içinde olan mükelleflerin, mevcut yasal düzenlemeler kapsamında talep etmeleri durumunda borçlarının taksitlendirilebileceğini, ayrıca bir yapılandırma düzenlemesine ihtiyaç olmadığını söylüyor. Buna karşılık yapılandırma talep edenler ise mevcut tecil ve taksitlendirme düzenlemelerinin ihtiyacı karşılamadığını, müessesenin çeşitli nedenlerle yaygın olarak uygulanamadığını, teminat gösterilmesi konusunda sorunlar olduğunu, ayrıca faiz oranının yüksek olduğunu ileri sürüyorlar.

Zannediyorum her iki görüş sahiplerinin de haklı oldukları noktalar var. Tecil ve taksitlendirme müessesesi var ama ihtiyacı karşılamıyor olabilir. İdare ve yasa koyucu da bu haklılığı görmüş olmalı ki, 7582 sayılı Kanun’la tecil ve taksitlendirmeyle ilgili iki değişiklik yapıldı.

Bu değişiklikler talep sahiplerini tatmin eder mi, müessese ihtiyacı giderir mi bunu zaman gösterecek. 7582 sayılı Kanun’la yapılan değişikliklerin tek başına ihtiyacı karşılamayacağı bence açık. Bu değişiklikleri ikincil düzenlemelerin izlemesine, zor durum tespitine ilişkin kriterlerin ve tecil faiz oranının yeniden değerlendirilmesine ve gerekli düzenlemelerin yapılmasına ihtiyaç var.

Son olarak da şunu söylemek isterim. Yapılandırma taleplerinin birçoğunun, kapsamında kesinleşmiş borçların yapılandırılması yanında, ihtilaflı borçların, matrah artırımının, kasa ve ortaklardan alacakların düzeltilmesinin de olduğu yeni bir af kanunu talebi olduğunu düşünüyorum. Tecil müessesesinin yaygın olarak uygulanması ve ödeme güçlüğü içinde olanların ihtiyaçlarının olabildiğince karşılanması bir ihtiyaç. Buna karşılık, Bakanlığın uygulama ve denetim birimlerinin son yıllarda kayıt dışı ekonomiyle yaptığı başarılı çalışmalarının heba olmasına neden olacağını ve yeniden aynı ortamın yaratılmasının zor olacağını değerlendiriyorum. Vergi aflarının, diğer olumsuzlukların yanında, vergi sistemini bozduğunu, vergi adaletini yok ettiğini söylemeye de gerek yok, uzun yıllardır yaşayarak deneyimledik.


Kaynak:YMM Recep Bıyık / www.ekonomim.com